Kenar Çubuğu

x
Kapak yükleniyor... Konumunu değiştirmek için kapağı sürükleyin

Sadi YALGIN

  Yönetici Son çevrimiçi görülme, 1 gün önce
Giriş
Fotoğraf Albümleri
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Henüz bir fotoğraf bulunamadı
Sadi YALGIN tarafından eklendi
Sayfalar
Sabitlenmiş Ögeler
Son Etkinlikler
  • “Fotoğraf çekin... Anı ölümsüzleştirin ve paylaşın!” [Sadi YALGIN]
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • Bulkaz Dağı, Uşak ilinin ikinci yüksek dağıdır. Murat Dağı ve Ahır Dağı ile birlikte Uşak ilinin kuzey, kuzeydoğu ve doğudaki doğal sınırını oluşturarak il topraklarını Afyonkarahisar'dan ayırır.
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • BULKAZ DAĞI’NIN KÜLTÜRÜMÜZE ETKİSİ

    Bulkaz Dağı’nın halkımızın yaşantısına birçok etkisi olmuştur ve hala devam etmektedir.

    Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar köyümüzü işgal ettiklerinde; köyümüz gençlerinden bir kısmı Bulkaz Dağı’na çıkmış,...
    BULKAZ DAĞI’NIN KÜLTÜRÜMÜZE ETKİSİ

    Bulkaz Dağı’nın halkımızın yaşantısına birçok etkisi olmuştur ve hala devam etmektedir.

    Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar köyümüzü işgal ettiklerinde; köyümüz gençlerinden bir kısmı Bulkaz Dağı’na çıkmış, orada saklanmışlar, zaman zaman Yunan karakoluna ve askerlerine gece baskınları yaparak zayiat verdirmişler.

    Eskiden hayvancılık daha yaygınmış. Köyümüzde çok sayıda keçi, koyun sürüleri varmış. Bu sürü sahipleri yaz aylarında Bulkaz Yaylası’na çıkarak hayvanlarını otlatırlarmış. Bol bol peynir, yağ biriktirerek geçimlerini sağlarlarmış. Hatta ben coçukken hatırlıyorum büyükbaş hayvanlar yazın yaylaya bırakılır, ara sıra kontrole gidilir, güzün getirilirdi. Bulkaz Yaylası’nda bol ve besleyici otların olduğu söylenir.

    Ben henüz ortaokul sıralarında iken arkadaşlarımızla eşeklerle dağdan odun getirirdik. Bu odunları kışın ısınmak için sobamızda yakardık, annelerimiz ekmek ederken yakardı, pekmez kaynatırken yakılırdı. Bazı insanlar da geçimini odunculuktan sağlardı. Bulkaz Dağı’ndan eşeklerle taşıdıkları odunları Karahallı pazarında satarak evlerinin ihtiyaçlarını karşılardı.
    Eski evler kerpiçtendi. Bu evlerin tavanlarında ardıç ağacından kalın kirişler olurdu. Koşma adı verilen uzun ahşap direkler olurdu. Ev yapımında kullanılan bütün bu malzemelerin hammaddesi Bulkaz Dağı’ndan getirilmiş.

    Bulkaz Dağı’nın eteklerinde olan Cabar Köyü de hem hayvancılık, hem de ormancılık açısından tamamen bu dağdan faydalanmaktadır.

    Haziran ayının 20’si geldiğinde köy halkı adaçayı, kekik toplamaya dağa çıkar. Topladıkları ada çayı ve kekiğin kışın çayını içerler. Bu çaylar üşütmeye, soğuk algınlığına, nefes darlığına ve başka birçok rahatsızlıklara iyi gelir. Ayrıca, hoş bir içimi vardır. Rahmetli dedem dağlardan karanfil getirirdi. Şaşırdınız değil mi? Bu, öyle bildiğiniz karanfilden değil. Ardıç ağaçlarının altında, yumuşak toprakta yetişen bir ot. Bu otun toprak içindeki saç gibi kılcal kökleri mis gibi karanfil kokar. İster parfüm olarak kullanın, ister ada çayı veya siyah çayın içine birazcık atın; burcu burcu karanfil kokar. Bir de ada çayının bir değişik çeşidi olan karaçay otu vardır. Onun çayı da soğuk algınlığı ve ses kısıklığına iyi gelir.

    Zamanını tam olarak bilmiyorum ama sanırım 60–70 yıl kadar önce köylülerimiz Bulkaz yaylalarındaki tarlalarda çiftçilik yapmışlar. Oraya ekin, afyon ekmişler. Toprak çok verimli imiş. Bol ürün almışlar. Köydeki sarey ev, haney ev denen o zamanın en iyi evlerini bu ürünlerin kazancıyla yapmışlar. Rahmetli “annem Tavucak’a afyon ektiğimiz sene çok para kazandık, o sene kazanılan para ile Emirler’in Sadık Dayı’ların sarey ev yaptıklarını bizim ise bu parayı iyi değerlendiremediğimizi” söylerdi.

    Ben, Bulkaz Dağı’na oduna, çaya veya gezmeye gittiğimde dağda hiç su kaynağı görmedim. Sadece köyümüz tarafındaki yüzünde Çıra Ağılı, Kümele ve İnce Su mevkilerinde olduğunu biliyorum. Bir defasında arkadaşlarımla gezmeye gittiğimizde Orta Avgan’ı gördüm. Genişçe iki kuyu var ama kaynak suyu değil, kışın kar ile doldurulan yaza kalan su. Ve bu su temiz değil. Urgan ile kova sallanarak çıkarılıyor. Bu yüzde ( köyden tarafta) Eşe’nin Avgan var. Bu da küçük ve suyu çok kirli. Kozluca da kaynak suyu olduğunu gördüm, ama bu da suyu az olan bir kaynak. Dağı tanıyan birine sordum: “Eskiden Bulkaz Yaylası’na çok yaylacı, Eşme tarafından Yörükler gelirmiş su ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlardı, hayvanlarını nasıl sulandırıyorlardı?” diye. O kişi, Bulkaz Dağı’nda çok su kaynağı olduğunu söyledi. Ancak bizim köyün uzağında olduklarını söyledi. Tabii biz yakınları gezebildiğimiz için uzaklardaki kaynakları bilmiyoruz. Su kaynağı olan mevkileri saydı. Bu bölgeler şöyle: Dombey’de Avganlar ( Avgan: 3–5 metre çapında, 5–6 metre derinliğinde kuyular. Bu kuyulara kışın yağan kar basılır, yazın kullanılırmış), Çatkuyu, Çalpınar, Eşşek Beli’nde Yalca Kuyu, Kurtluca Kuyu, Kuz Oluk, Tavucak, Arpa Çukru, Sarı Oluk (Kuz Oluk arkasında), Kozluca, Karpuz Kaldıran, Soğucak (ki burada eskiden su değirmeni bile varmış), Söğütçük, Gökçe Kuyu, Tepeli Kuyu.
    İşte bu sulardan faydalanan yaylacılar, Yörükler Bulkaz Dağı’nda sürülerini otlatmışlar. Çok olaylar, maceralar yaşanmış. Türküler söylenmiş, ağıtlar yakılmış…

    Eski düğünlerde, düğünden birkaç gün önce “düğün odunu”na gidilirdi. Mahalleden ve akrabalardan insanlar toplanır, 15–20 eşekle Bulkaz Dağı’ndan odun getirirlerdi. Bu odunlar düğünde pişen yemek kazanlarının altında yakılırdı. Düğün Odunu şenlik içerisinde yapılırdı. Gençler Sağdıç’a eziyet ederler, ona istediklerini yaptırırlardı.

    Bir büyüğümüzden Bulkaz Dağı’nda İskender’in gözetleme kulelerinin olduğunu duydum. Bulkaz Dağı’nın Güney ucundaki (İğdir tarafında) Kale’den Sırankayalar’a kadar 7 tane gözetleme kulesi varmış bunların bazılarının kalıntıları mevcutmuş.

    Bulkaz Dağı’nda Çıra Ağılı’nın üst trafında Kavaklı Yelisi mevkisinin yukarısında biraz kuzeyde en uçta yüksek “Gölgeli Kaya” vardır. Halk arasında “Kölgeli Kaya” denir. O kayanın köye bakan tarafı öğleye kadar gölge olur, öğlen olunca gölge biter. Tarlalarda çalışan köylüler eskiden saat olmadığı zamanlarda öğlen vakti olduğunu bu kayaya bakarak öğrenirlerdi. Ben çocukken tarlada ekin tırmıklarken yorulur, acıkırdım, Kölgeli Kaya’ya bakar dururdum “kölge gitse de dinlensem, yemek yesek” diye.

    Bulkaz Dağı, eskiden ve günümüzde olduğu gibi kültürümüzdeki yerini gelecekte de sürdürecektir.

    RÜŞTÜ BALABAN - Emekli Öğretmen
    bulkazlirb@hotmail.com
    .

    Devamı
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • Sadi YALGIN , BULKAZ DAĞI [Kız Kapan Yolu] etkinliğinin BULKAZ DAĞI [Kız Kapan Yolu] albümüne 20 fotoğraf yükledi
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • BLAUNDUS ANTİK KENTİ (Kültürel Değer Taşıyan Yapı Envanteri)

    Adı: Blaundus Antik Kenti
    Tescil Tarihi ve Kararı: 21.01.1983 / A - 4049
    İlçesi: Ulubey
    Yeri: Sülümenli Köyü
    Kadastral Durum: Pafta: - Ada:104
    Parsel: 3
    Mülkiyeti: Kamu Mülkiyeti...
    BLAUNDUS ANTİK KENTİ (Kültürel Değer Taşıyan Yapı Envanteri)

    Adı: Blaundus Antik Kenti
    Tescil Tarihi ve Kararı: 21.01.1983 / A - 4049
    İlçesi: Ulubey
    Yeri: Sülümenli Köyü
    Kadastral Durum: Pafta: - Ada:104
    Parsel: 3
    Mülkiyeti: Kamu Mülkiyeti

    Blaundus Antik Kenti Sülümenli Köyü'nün kuzeybatısında yer almaktadır. Üç tarafı dere yatağı ile çevrili yarımada görünümünde, düz bir burun üzerinde oturmaktadır. Lidya (Lydia) bölgesinde Frigya sınırına yakın olan kent, Helenistik dönemde Makedonya’dan gelenler tarafından kurulmuştur. Büyük İskender’in ölümünden sonra Antiponos’un payına düşen bir süre Bergama Krallığına bağlı sınır şehri olan Blaundus M.Ö. 189’da Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girmiştir. Bu dönemde önemli bir merkez olan kent M.S. 5. yy.’da Sebaste Piskoposluk merkezine bağlanmıştır. Üç tarafının derin bir vadi ile çevrili olması sebebi ile kentin girişi sadece kuzeyde bulunan kuleli tek kapıdan sağlanmaktadır. Şehrin batı yamacında tek, doğu yamacında ise iki şehir suru bulunmaktadır. Kente ait kalıntılar; stadion, tiyatroion düzeyinde bir tapınak, su kemerine ait kalıntı ile çeşitli yapı kalıntılarıdır. Kentin kuzeyinde normal mezarlar ve Tümülüs, doğusunda ise kaya mezarlarından oluşan büyük bir nekropolü bulunmaktadır.

    Kaynak: UŞAK VALİLİĞİ (Kültürel Değer Taşıyan Yapı Envanteri)
    Devamı
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • ÇAMLIBEL KÖPRÜSÜ

    Yapım Tarihi ve Yaptıran: Osmanlı Dönemi
    Tescil Tarihi ve Kararı: Tescilsiz
    İlçesi: Ulubey
    Yeri: Çamlıbel Köyü
    Yapılan Restorasyonlar: Onarım görmüştür.
    Kullanım Biçimi ve Durumu: Köprü - Kullanılıyor.
    Kadastral Durum:...
    ÇAMLIBEL KÖPRÜSÜ

    Yapım Tarihi ve Yaptıran: Osmanlı Dönemi
    Tescil Tarihi ve Kararı: Tescilsiz
    İlçesi: Ulubey
    Yeri: Çamlıbel Köyü
    Yapılan Restorasyonlar: Onarım görmüştür.
    Kullanım Biçimi ve Durumu: Köprü - Kullanılıyor.
    Kadastral Durum: Pafta: - Ada: - Parsel: -
    Mülkiyeti: Kadastro
    Harici Kitabesi: Yok

    Çamlıbel ile Küçük Kayalı köyleri arasında bulunan kanyon içinde, Banaz Çayı üzerindedir. Sağlam ve kullanılabilir durumdaki köprünün orta yerinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi özelliği olan balıksırtı tabir edilen bir eğim göze çarpar. Ortada yayvan ve büyük yanlarda küçük ve basık olmak üzere üç gözlüdür. Suyun akış yönünde, suyun köprü ayaklarına zarar vermesini önlemek amacıyla ortadaki kemerin ayaklarında selyaran adı verilen çıkıntılar bulunmaktadır. Kemerler düzgün taşlardan, diğer kısımlar moloz taştan yapılmıştır. Sonradan yapılan onarımlarda çimento harcı kullanılmıştır. Köprü üzerinde fazla yüksek olmayan korkuluklar vardır.

    Kaynak: UŞAK VALİLİĞİ (Kültürel Değer Taşıyan Yapı Envanteri)
    Devamı
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
  • BLAUNDUS ANTİK KENTİ

    İç Ege’de yer alan ilimiz, paha biçilemeyen en önemli arkeolojik değerlerini bünyesinde barındırdığı için kültür turizmine meraklı ziyaretçiler için eşsiz güzellikler vaat ediyor. Bunlardan bir tanesi de Uşak iline 40 km...
    BLAUNDUS ANTİK KENTİ

    İç Ege’de yer alan ilimiz, paha biçilemeyen en önemli arkeolojik değerlerini bünyesinde barındırdığı için kültür turizmine meraklı ziyaretçiler için eşsiz güzellikler vaat ediyor. Bunlardan bir tanesi de Uşak iline 40 km mesafede yer alan Ulubey ilçesi Sülümenli köyü sınırları içerisinde yer alan Blaundus Antik Kenti'dir. 1. Derece sit alanı olarak tescil edilmiştir.

    Blaundus; Büyük İskender’in Anadolu Seferleri’nden sonra Makedonya’dan gelenler tarafından kurulmuş, kent halkının kendilerine Makedonyalı Blaundus adının verdiği söylenmektedir. Büyük İskender’den sonra Bergama Krallığı'na ardından da Roma İmparatorluğu'na bağlanan kentin, Roma döneminde önemi artmıştır. Derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerinde yer alan kentin önemli yapıları arasında kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya mezarları bulunmaktadır.

    Kentin, bazı kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Helenistik dönemde inşa edilen kuzey surlarının giriş kapısı kemeri, darphane bölümleri, idari binalar sur duvarlarının bazı bölümleri, İon tarzındaki mabet kentin ortasında yer alan ve Roma İmparatoru Claudius’un mabedi, yalnızca bir tarafında oturma kademeleri olan stadyum örnek olarak verilebilir. Kentin güney yamacında bulunan tiyatro kalıntıları ile hemen yanı başında bulunan kaya mezarları da görülmeye değer yapılardır. Kentin simgesi ise çifte attır.

    1845 li yıllarda Hamilton bu kentten geldiği bilinen bir yazıtı bulması ile antik kentin adının Blaundus olduğu kesinleşmiştir. Yazıttaki; "Blaundeon Makedonon” ibaresi antik kent hakkında açık ve net bilgiler vermektedir. Büyük İskender’in ölümü ile kent; Deokodoslar olarak da adlandırılan ve imparatorluğu aralarında paylaşma çekişmeleri yaşayan 8 generallerden Antigonos’un payına düşmüştür. Kent; M.Ö. 189 yılında Bergama Krallığı’ndan Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçmiştir. Roma döneminde önemli bir yerleşim alanı olan kent, M.Ö. 5 yüzyılda Uşak İli, Sivaslı İlçesi sınırları içerisinde yer alan ve aynı zamanda piskoposluk merkezi olan Sebaste Piskoposluğu'na bağlanmıştır.

    Blaundus Antik Kenti, üç tarafı oldukça derin ve dik vadiler ile çevrili bir yarımada benzeri bir yapı üzerinde kurulmuş bulunmaktadır. Yarımada şeklinde bir toprak parçası üzerinde kurulu olması kentin girişinin sadece kuzeydeki kapı ile yapıldığını göstermektedir.

    Tiyatro binası, kent surlarının dışında yamaca inşa edilmiştir. Tiyatronun sahnesi tamamen yıkılmıştır. Oturma sıralarının bir kısmı sağlam kalmıştır. Surlar içerisinde kalan şehrin merkezi ise Ion düzeninde yapılmış bir tapınak ve irili ufaklı yapılar yer alır. Kentin mezarları (nekropol) ise iki farklı alanda yer almaktadır. Birincisi; kentin kuzeyinde yer alan mezarlık ve birkaç Tümülüs, ikincisi ise kentin doğusunda yer alan vadide yer alan kaya mezarlarıdır. Kaya mezarları 2 li, 10 lu ve 12 li tarzda yapılmıştır. Tonozlu yapıdaki kaya mezarları nişli odacıklar ve sabit lahit tipindedir. Kaya mezarlarının çoğunda beyaz sıva, sıva üzerinde ise kızıl, mavi, yeşil boyalarla yapılmış hayvan ve bitki motifleri ile bezenmiştir. Antik kentin dışında kalan alanda Ion tarzında ikinci bir tapınak ve tamamı 14 adet olan ancak bugünlerde sadece bir tanesi kemer yer almaktadır. Kemerlerin kesin olmamakla birlikte su kemeri olması muhtemeldir. [Kültür & Turizm]
    Devamı
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
Henüz bir etkinlik bulunamadı.
Araç ipucu içeriği yüklenemedi.
Cron Job Başlıyor